gallery/parisin-secimi

10.500 yıllık parmak izi

ARKEOLOG vS PAPARAZZİ

ayvayı yemek

gallery/boncuklu-hoyuk-fingerprint-e1436218793949
gallery/character_archaeologist_
Kintsugi Japonların bir sanatı. Bu sanattın temeli,  kırılan bir eşyanın parçalarını yeniden bir araya getirerek tamir etme üstüne kurulu. Peki ama bunda sanat nerede dediğinizi duyar gibiyim. Japonların yaptığı bu tamirat işine sanat denmesinin iki önemli nedeni var. Birinci ve en önemli nedeni felsefesi.

 

Bu felsefeye göre o eşyanın kullanılmış olması, bizden anılar taşıması yani yaşanmışlıkları, kırıkta olsa ona değer katıyor. Hatta aynı eşyanın hiç kullanılmamış yenisinden, kullanılmış ve kırılmış olan eskisi daha değerli. Felsefe olayına ilerde biraz daha değineceğim.  Sanat denmesinin ikinci nedeni ise, sahip oldukları teknolojileri ile kırılmış bir porseleni neredeyse anlaşılamayacak kadar mükemmel bir biçimde birleştirebilecek olmalarına rağmen nereden ve kaç parçaya kırıldığını gözümüze sokar gibi özellikle belli etmeleri ve değer verdikleri bu kırıkları altınla birleştirmeleri.
 
Sanatın kökeni 15. yüzyılda bir japon shogun’un(yerel kral) kendisi için çok önemli olan çaydanlığı tamir için Çin’e yollamasıyla başlıyor. Çok kötü şekilde birleştirilen parçalar shogunun hiç hoşuna gitmiyor ve kendi ülkesinin zanaatkârlarından bu çaydanlığı daha güzel bir şekilde tamir etmelerini istiyor. Böylece kintsugi’nin temelleri atılıyor.
 
Yeniden felsefi tarafına dönecek olursak, hayat kırıklarla doludur. Umutlar ile gerçekleşenler birbirini tutmadığında, ricalar karşılık bulmadığında, verilen sözler tutulmadığında içimizden gelen 'çıt' sesini hepimiz duymuşuzdur.

Kimse kırıkları sevmez. Benim gibi birçok insan onları saklamaya, gizlemeye çalışır. Öğrenilirse hassas tarafının anlaşılmasından ve kötü niyetli kişiler tarafından tekrar kırılmaktan korkar ve hayattan kaçınmaya, hayal kurmamaya başlar.
Ama kırıklara böyle yaklaşmamalıyız. Kırıkları çatlakları gizlemek yerine Kintsugi de olduğu gibi altın rengiyle onararak görünür hale getirmeliyiz. Çünkü onlar bizi değerli kılan şeyler, yaşanmışlıklarımız. Kırıklarımız, bir anlamda bizim madalyalarımız. Onlar bizim deneyimlerimiz, yaşamın tam içinde olduğumuzun kanıtı. Onlarla var olmak aslında, onlara rağmen varlığımızı sürdürdüğümüzün ve ne kadar güçlü olduğumuzun delili. İşte kintsugi de altınla kırıkları onure ediyor. Yaşanmışlıklarını yüceltiyor ve bunu altın gibi değerli bir madenle kutluyor.
 
Japonların kintsugi dediği bu sanat, arkeolojik olarak bir cennet olan; yazının, sanatın, medeniyetin doğduğu bu topraklarda ise çok daha önce uygulanmış. Milattan önce 1750 lere yani Japonya’da kintsugi sanatının doğmasından 3200 sene öncesine tarihlenen, Aksaray ilindeki Acemhöyük’de ele geçen obsidyen vazo ilk kintsugi sanatı örneklerinden. Sarıkaya Sarayı'nda ele geçen vazo kırıldığı için altınla tutturulmuş ve kullanılmaya devam edilmiş. Yaa yaa! işte öyle sevgili okur. Az kırıklı günler dilerim….
gallery/300

valdaro aşıkları

gallery/9_png
gallery/kintsugi-technique-with-gold-leaf
gallery/japanese_technique_of_kintsugi-1100x690
gallery/japanese_technique_of_kintsugi_gold_leaf-1100x804
gallery/161225215315107
www.000webhost.com